Göksu Başaran İmzalı “Görülmek”, Yapay Zekâ Destekli Psikolojik Katmanlarıyla Öne Çıkıyor

Published on 5 June 2026 at 21:00

Göksu Başaran imzalı “Görülmek”, Hollanda’da geçici iş ajansları üzerinden çalışan göçmen trans kadınlar ve kadın işçilerin sessiz çöküşünü anlatıyor. Mobbing, yalnızlık ve psikolojik baskının karanlık yüzünü konu alan film, izleyiciyi görünmez bırakılan hayatlarla sert bir yüzleşmeye davet ediyor.

“Görülmek” filmin afişi

 

Haber: Reus 

 

Hollanda’da geçen kısa film “Görülmek” dikkat çekiyor

 

Bağımsız gazeteci, oyuncu, yapımcı ve yönetmen Göksu Başaran, yeni kısa film projesi “Görülmek” ile Avrupa’daki göçmen işçilerin görünmeyen yaşamlarını sinemaya taşıyor. 5 temmuz  2026 yapımı olarak hazırlanması beklenen film, Hollanda’da geçiyor ve özellikle geçici iş ajansları üzerinden çalışan göçmen trans kadınlar ile kadın işçilerin yaşadığı yalnızlık, baskı, dışlanma ve görünmezlik hissini merkezine alıyor. Drama türündeki “Görülmek”, yapay zekâ destekli psikolojik katmanlara sahip sinema diliyle hazırlanıyor. Filmde, ağır çalışma koşulları altında yaşam mücadelesi veren göçmen işçilerin psikolojik çöküşü, sessizliği ve toplum içinde görünmez hale gelişi anlatılıyor. Yapım aynı zamanda iş yerlerinde yaşanan psikolojik baskı ve mobbing konusuna da dikkat çekiyor. 

 

Filmin yönetmenliğini Göksu Başaran üstlenirken, senaryo da yine Başaran tarafından kaleme alındı. Başrolde yer alan Başaran’a yoğun sessizlik kullanımı, yakın plan performanslar ve karanlık psikolojik atmosfer eşlik ediyor. Yaklaşık beş farklı mekânda geçen yapımda; klostrofobik atmosfer, dar alan hissi, ani sessizlikler ve sert yüzleşme sahneleri öne çıkıyor. Film boyunca karakterlerin psikolojik kırılmaları yalnızca diyaloglarla değil; nefes sesleri, titreyen eller, boş bakışlar, uzun suskunluklar ve beden dili üzerinden aktarılıyor.  Kameranın zaman zaman karakterin yüzüne tehlikeli derecede yaklaşması, boğucu atmosferi daha da yoğun hale getiriyor. Filmde bazı sahnelerde gerçeklik ile karakterin zihinsel çöküşü iç içe geçerken; aynalar, gölgeler, yankılanan sesler ve yapay zekâ destekli psikolojik görsel katmanlar kullanılıyor. Özellikle karakterin yalnız kaldığı anlarda yaşadığı panikatak, öfke nöbetleri, çığlıklar ve kimlik parçalanması hissi filmin en sert anları arasında gösteriliyor. “Görülmek”, sadece fiziksel bir hayatta kalma mücadelesini değil; görünmez bırakılan insanların zihinsel çürümesini, bastırılmış öfkesini ve yok sayılmanın insan psikolojisinde yarattığı ağır tahribatı sinematik bir dille izleyiciye aktarmayı hedefliyor.

 

Hollanda sinema sektöründen deneyimli isimlerle çalışıldığı konuşulurken, yapım sürecine dair birçok detayın şimdilik gizli tutulduğu belirtiliyor. Özellikle görüntü yönetmeni ve teknik ekibin bazı üyelerinin isimlerinin festival sürecine kadar açıklanmayacağı ifade ediliyor. Kulislere yansıyan bilgilere göre “Görülmek” için Hollanda’daki üst düzey prodüksiyon ekipleriyle teknik görüşmeler gerçekleştirildi. Yapımın görüntü dili, ışık tasarımı ve psikolojik atmosferi için Avrupa festival sinemasında kullanılan sinematografik yaklaşımın hedeflendiği konuşuluyor. Özellikle yakın plan kamera kullanımı, gerçek mekân çekimleri ve sert yüzleşme sahneleriyle filmin uluslararası festival standartlarında bir atmosfer kurmayı amaçladığı belirtiliyor.

 

Sete yakın kaynaklardan edinilen bilgilere göre, Göksu Başaran’ın proje sürecinde oldukça yoğun psikolojik ve duygusal bir hazırlık dönemi geçirdiği belirtiliyor. Karakterin iç dünyasını daha gerçekçi aktarabilmek adına Başaran’ın zaman zaman çekimlerden önce uzun süre yalnız kaldığı, bazı sahneler öncesinde ise profesyonel performans koçlarıyla birebir çalışmalar yürüttüğü ifade ediliyor. Kulislere yansıyan bilgilere göre Başaran’ın, filmin psikolojik drama atmosferini güçlendirmek amacıyla iki Hollandalı performans eğitmeniyle özel bir hazırlık süreci geçirdiği öğrenildi. Özellikle travma, bastırılmış öfke, sessizlik ve zihinsel kırılma anlarının gerçekçi biçimde perdeye aktarılması için beden dili, nefes kontrolü ve duygusal yoğunluk üzerine detaylı çalışmalar yapıldığı konuşuluyor.

 

Yapım ekibine yakın kaynakların aktardığına göre, filmin final sahnesi çekimlerin ilk gününde kayda alınması proje boyunca konuşulan en çarpıcı anlardan biri oldu. Söz konusu sahnenin ardından stüdyoda alışılmış set temposunun tamamen değiştiği, monitör başındaki ekibin görüntüleri defalarca yeniden izlediği ve çekim alanında uzun süre kimsenin konuşmadığı ifade ediliyor. Göksu Başaran’ın performansı sırasında yükselen çığlıklar, yoğun ağlama krizleri ve karakterin uzun süreli psikolojik isyan anlarının set atmosferini derinden etkilediği belirtilirken, bazı ekip üyelerinin duygusal olarak çekim alanından uzaklaşmak zorunda kaldığı, prodüksiyon ekibinin ise kısa süreli ara kararı aldığı kulis bilgileri arasında yer aldı. Kaynaklara göre sahnenin taşıdığı psikolojik yoğunluk yalnızca kamera önünde değil, setin tamamında hissedildi. Özellikle final sahnesinin çekiminin ardından ekip içerisinde “unutulması zor bir çekim günü” yorumlarının yapıldığı ve filmin en sert, en sarsıcı sahnelerinden birinin ortaya çıktığı konuşuluyor.

 

Fotograf: sanatçı Selcan Asyalı

 

Müzik tarafında ise projeye özel olarak yalnızca tek bir şarkının kullanılmasının planlandığı belirtildi. Yapımda, Selcan Asyalı’nın “Ben Böyle Gidemem” adlı eserinin kullanılması için görüşmelerin sürdüğü öğrenildi. Şarkının filme duygusal olarak güçlü bir final sahne atmosferi katacağı konuşulurken, sanatçının projeye olumlu yaklaştığı ve gerekli izin süreçlerinin devam ettiği ifade ediliyor.

 

 


Add comment

Comments

There are no comments yet.