Miss International Queen 2026’da Türkiye’yi temsil edecek olan Naz Duru, yarışma öncesindeki hazırlık sürecini, hayatındaki dönüm noktalarını, güzellik anlayışını ve dünya sahnesinde Türkiye adına vermek istediği mesajı anlattı.
Özel Röportaj: Göksu Başaran
Öncelikle sizi henüz tanımayan okuyucularımız için Naz Duru kimdir? Kendinizi birkaç cümleyle nasıl tanıtırsınız?
Naz Duru, hayallerinin peşinden gitmekten korkmayan, hayatındaki zorlukları kendisini tanımlayan engeller olarak değil, güçlenmesini sağlayan deneyimler olarak gören bir kadın. Kendimi anlatırken yalnızca dış görünüşümden ya da yarışmadaki unvanımdan söz etmek istemiyorum. Çünkü bugün olduğum kişiyi oluşturan şey, yaşadığım deneyimler, verdiğim mücadeleler ve kendime duyduğum inanç.
Hayatım boyunca kendi kararlarımın sorumluluğunu almaya çalıştım. Kolay olanı değil, benim için doğru olduğuna inandığım yolu seçtim. Bazen bu yollar çok zorlayıcı oldu ama her defasında biraz daha güçlenerek ilerledim. Bugün Naz Duru olarak kendimi; özgüveni olan, çalışmaktan korkmayan, hayalleri için mücadele eden ve kendi hikâyesini kendisi yazmaya çalışan bir kadın olarak tanımlıyorum.
Miss International Queen 2026’da Türkiye’yi temsil edecek olmak sizin için ne ifade ediyor?
Bu benim için tarif edilmesi kolay olmayan, çok özel bir duygu. Çünkü uluslararası bir sahneye çıktığımda orada yalnızca kendi adımı taşımayacağım. Üzerimde Türkiye kuşağı olacak ve insanlar beni Türkiye ile birlikte görecek. Bu nedenle bu fırsatı büyük bir gurur olduğu kadar büyük bir sorumluluk olarak da görüyorum.
Türkiye benim için yalnızca bir ülke adı değil; kültürü, insanları, hikâyeleri ve benim hayatımda taşıdığı anlamıyla çok özel bir yere sahip. O sahneye çıktığımda Türkiye’nin zarafetini, güçlü kadınlarını ve kültürel zenginliğini mümkün olduğunca güzel bir şekilde yansıtmak istiyorum. Benim için bu yolculuğun en anlamlı taraflarından biri de Türkiye’nin adını dünyanın farklı yerlerinden insanların duyacağı bir platformda temsil edebilmek.
Bu yarışmaya katılmaya nasıl karar verdiniz? Sizi bu yolculuğa çıkmaya teşvik eden ne oldu?
Aslında bu karar bir gecede verilmiş bir karar değildi. Uzun zamandır kendimi uluslararası bir platformda ifade etmek, farklı insanlarla tanışmak ve hikâyemi daha geniş bir kitleyle paylaşmak gibi bir hayalim vardı. Fakat bazen insan hayallerini sürekli bir sonraki güne bırakabiliyor.
Bir gün kendime çok basit bir soru sordum: “Eğer bugün başlamazsam ne zaman başlayacağım?” Bu soru benim için bir dönüm noktası oldu. Çünkü hayallerin gerçekleşmesi için sadece istemenin yeterli olmadığını, harekete geçmek gerektiğini düşündüm.
Sonrasında korkularımı ve “Acaba yapabilir miyim?” sorularını bir kenara bırakıp kendime bir şans vermeye karar verdim. Bu yarışma benim için yalnızca bir yarışmaya başvuru değil, kendime verdiğim bir sözün başlangıcı oldu.
Türkiye’yi uluslararası bir platformda temsil etmek sizde nasıl bir duygu ve sorumluluk oluşturuyor?
Her şeyden önce çok büyük bir heyecan yaratıyor. Fakat bu heyecanın yanında ciddi bir sorumluluk da hissediyorum. Çünkü uluslararası bir organizasyonda attığınız her adım, kurduğunuz her cümle ve sahnedeki her hareketiniz insanların sizi tanıma biçimini etkileyebiliyor.
Bu nedenle sadece fiziksel olarak değil, zihinsel ve kişisel olarak da kendimi hazırlamaya çalışıyorum. Türkiye’yi temsil ederken kendim olmaktan vazgeçmek istemiyorum. Tam tersine, kendi kimliğimi ve karakterimi koruyarak ülkemi en iyi şekilde temsil etmek istiyorum.
Benim için güçlü bir temsil, yalnızca güzel görünmekten ibaret değil. Saygılı olmak, iletişim kurabilmek, farklı kültürlere açık olmak ve bulunduğunuz ülkenin değerlerini doğru şekilde yansıtabilmek de bunun önemli bir parçası.
Yarışmaya hazırlanma süreciniz nasıl geçiyor? Bir gününüzü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Oldukça yoğun ve disiplin gerektiren bir süreçten geçiyorum. Bir yandan sahne yürüyüşü, beden dili ve poz çalışmaları yaparken diğer yandan kıyafetler, çekimler, resmi hazırlıklar ve organizasyonla yürütülen iletişim süreçleriyle ilgileniyorum.
Bazen bir gün içerisinde birbirinden tamamen farklı birkaç işi tamamlamam gerekiyor. Sabah başlayan hazırlıklar akşam saatlerine kadar devam edebiliyor. Bu yoğunluk zaman zaman yorucu olsa da her tamamladığım hazırlık beni hedefime biraz daha yaklaştırıyor.
Özellikle sahne çalışmaları benim için çok önemli. Çünkü sahnede birkaç dakika içerisinde kendinizi ifade etmeniz gerekiyor. Kıyafetiniz, yürüyüşünüz, bakışınız ve beden diliniz bir bütün hâline geliyor. Bu yüzden sadece nasıl göründüğüme değil, sahnede nasıl bir enerji verdiğime de dikkat ediyorum.
Fiziksel hazırlığın yanı sıra kendinizi mental ve duygusal olarak bu yarışmaya nasıl hazırlıyorsunuz?
Bence böyle büyük bir organizasyona hazırlanırken zihinsel hazırlık, fiziksel hazırlık kadar önemli. Çünkü ne kadar iyi hazırlanırsanız hazırlanın, sahneye çıktığınız anda heyecan ve stres yaşayabilirsiniz. Önemli olan o duyguların sizi yönetmesine izin vermemek.
Ben öncelikle kendime karşı gerçekçi olmaya çalışıyorum. Her şeyi kusursuz yapmak zorunda olmadığımı biliyorum. Hata yapabilirim, heyecanlanabilirim veya beklemediğim bir durumla karşılaşabilirim. Bunların beni başarısız yapmadığını kendime hatırlatıyorum.
Ayrıca kendimi başka yarışmacılarla kıyaslamamaya özellikle dikkat ediyorum. Her kadının kendi hikâyesi, kendi güzelliği ve kendi güçlü tarafları var. Benim görevim başkasına dönüşmek değil, Naz Duru’nun en iyi hâlini ortaya çıkarmak.
Bu süreçte karşılaştığınız en büyük zorluk ne oldu ve bunun üstesinden nasıl geldiniz?
En büyük zorluklardan biri, çok kısa bir zaman içerisinde çok fazla hazırlığı aynı anda tamamlamak oldu. Kıyafetlerden çekimlere, resmi hazırlıklardan sahne çalışmalarına kadar oldukça yoğun bir dönem geçiriyorum. Bazen aynı gün içerisinde birden fazla konuya yetişmek zorunda kalıyorum ve elbette yorulduğum anlar oluyor.
Fakat bu süreç bana zamanı doğru kullanmayı ve önceliklerimi belirlemeyi de öğretti. Her şeyi aynı anda düşünmek yerine adım adım ilerlemeye çalışıyorum. Önümdeki işe odaklanıyor, onu tamamladıktan sonra diğerine geçiyorum.
Bu yolculukta en büyük destekçim ise aslında hep kendim oldum. Hem maddi hem de manevi olarak hazırlıklarımı büyük ölçüde kendi imkânlarımla yürüttüm. Hayatım boyunca birilerinden bir şey bekleyen bir yapım olmadı. Bir şeyi gerçekten istiyorsam onun için çalışmayı ve sorumluluğunu kendim almayı öğrendim.
Elbette güzel sözler duymak, insanların desteğini hissetmek ve yanınızda birilerinin olduğunu bilmek çok kıymetli. Ancak benim ilerleyebilmem için bunlara bağımlı olmam gerekmiyor. Zorlandığım zamanlarda kendime neden başladığımı hatırlatıyorum.
Belki de bugün Türkiye’yi dünya sahnesinde temsil etmeye hazırlanıyor olmamın arkasındaki en büyük güç de bu: Kimse elimden tutmasa bile kendi yolumu açabileceğimi biliyorum.
Yarışmada sizi en çok heyecanlandıran bölüm hangisi?
Sanırım dünya sahnesine ilk çıktığım an. Çünkü o ana kadar yaptığım bütün hazırlıklar, verdiğim bütün emek ve yaşadığım bütün heyecan bir anda gerçek hâle gelecek.
Özellikle Türkiye kuşağıyla sahneye çıkacağım anı düşündüğümde çok farklı hissediyorum. O anda sadece kendimi değil, arkamda duran bir ülkeyi temsil ettiğimi düşüneceğim.
Final gecesinin atmosferini de çok merak ediyorum. Işıklar, müzik, seyirciler ve dünyanın farklı ülkelerinden gelen yarışmacılarla aynı sahneyi paylaşmak benim için hayatım boyunca unutamayacağım bir deneyim olacak.
Güzellik sizin için ne ifade ediyor? Sizce gerçek güzellik yalnızca dış görünüşten mi ibaret?
Hayır, kesinlikle değil. Güzellik ilk bakışta dış görünüşle fark edilebilir ama kalıcı olan şey karakterdir. Bir insanın nasıl konuştuğu, insanlara nasıl davrandığı, zor zamanlarda nasıl bir tutum sergilediği ve çevresindeki insanlara ne hissettirdiği bana göre güzelliğin çok daha önemli parçaları.
Ben güzelliği biraz da insanın kendisiyle kurduğu ilişki olarak görüyorum. Kendini tanımak, eksiklerini kabul etmek, güçlü yanlarının farkında olmak ve başkalarının beklentilerine göre yaşamamak çok değerli.
Dış görünüş değişebilir ama insanın duruşu ve karakteri geride bir iz bırakır. Bu yüzden benim için gerçek güzellik, insanın bulunduğu ortamdan ayrıldıktan sonra bile güzel bir his bırakabilmesidir.
Bir kraliçeyi sadece tacından ve görünüşünden daha değerli yapan özellikler sizce nelerdir?
Bir tacı taşımak kolay olabilir ama o tacın temsil ettiği sorumluluğu taşımak çok daha farklı bir şey. Bana göre bir kraliçeyi değerli yapan ilk özellik karakteridir.
Empati kurabilmesi, insanları dinleyebilmesi, farklılıklara saygı gösterebilmesi ve gerektiğinde sorumluluk alabilmesi gerekir. Aynı zamanda güçlü olduğu kadar zarif, özgüvenli olduğu kadar mütevazı olabilmeli.
Ben gerçek bir kraliçenin yalnızca kendisini öne çıkarmasını değil, bulunduğu konumu başkalarına ilham vermek için kullanmasını önemli buluyorum. Çünkü gerçek bir güzellik unvanla değil, o unvanla ne yaptığınızla ortaya çıkar.
Uluslararası bir yarışmada Türkiye’yi temsil ederken özellikle vermek istediğiniz bir mesaj var mı?
Vermek istediğim en önemli mesaj, insanların kendi hayatlarının sınırlarını başkalarının belirlemesine izin vermemesi.
Hayatımız boyunca bize ne yapmamız gerektiğini, nasıl görünmemiz gerektiğini veya kim olmamız gerektiğini söyleyen insanlar olabilir. Ancak insan bir noktada kendi sesini dinlemeyi öğrenmeli.
Ben kendi hayatımda bunun ne kadar önemli olduğunu deneyimledim. Bugün burada olmamın nedeni, bir noktada kendi hayallerime güvenmeyi seçmiş olmam. Dünyanın farklı yerlerinden insanların karşısına çıktığımda onlara, “Kendinize inanmaktan vazgeçmeyin” mesajını vermek istiyorum.
Sosyal medyada ve kamuoyunda gelen olumlu ya da olumsuz yorumlarla nasıl başa çıkıyorsunuz?
Sosyal medyanın hayatımızın çok büyük bir parçası olduğu bir dönemde yaşıyoruz. İnsanlar sizi hiç tanımadan sizin hakkınızda fikir sahibi olabiliyor. Bu nedenle zaman içerisinde herkesin yorumunu kişisel olarak almamayı öğrendim.
Elbette güzel sözler insanı mutlu ediyor. Olumlu yorumlar ve destek mesajları bana da motivasyon veriyor. Ancak eleştiriler konusunda seçici olmaya çalışıyorum. Eğer bir eleştirinin içinde bana katkı sağlayabilecek bir şey varsa onu dinliyorum. Sadece kırmak veya küçümsemek amacıyla yapılan yorumları ise hayatımın merkezine koymuyorum.
Çünkü beni gerçekten tanımayan insanların birkaç cümlesinin, yıllardır üzerinde çalıştığım kimliğimi belirlemesine izin vermek istemiyorum
.
Bugünkü Naz Duru’nun oluşmasında hayatınızdaki en önemli dönüm noktası neydi?
Kendimi olduğum gibi kabul etmeyi ve hayatımı başkalarının beklentilerine göre şekillendirmemeye karar verdiğim dönem benim için çok önemliydi.
İnsan bazen çevresinden kabul görmek için kendi isteklerini geri plana atabiliyor. Ben de zaman içerisinde bunun insanı ne kadar yorabileceğini gördüm. Bir noktada kendi hayatımın sorumluluğunu almam gerektiğini fark ettim.
O karar benim için yalnızca bir değişim değil, bir özgürleşme süreciydi. Bugün olduğum kişi de aslında o süreçte aldığım kararların, yaşadığım deneyimlerin ve mücadelelerin bir sonucu.
Kendinizde en güçlü bulduğunuz özellik nedir? Peki geliştirmek istediğiniz bir yönünüz var mı?
En güçlü özelliğimin kolay vazgeçmemek olduğunu düşünüyorum. Bir hedef belirlediğimde karşıma bir engel çıktığında hemen geri çekilmek yerine başka bir çözüm arıyorum.
Bunun yanında kendime karşı zaman zaman fazla sert olduğumu da düşünüyorum. Her şeyin tam istediğim gibi olmasını istiyorum ve bazen kendimden gereğinden fazla şey bekliyorum. Oysa insanın kendisine de nefes alacak alan bırakması gerekiyor.
Bu hazırlık süreci bana sadece disiplinli olmayı değil, kendime karşı daha anlayışlı davranmayı da öğretiyor.
Eğer yarışmada tüm dünyanın karşısına çıkıp yalnızca 30 saniyelik tek bir mesaj verebilseydiniz, ne söylemek isterdiniz?
“Hayatınız boyunca size kim olmanız gerektiğini söyleyen insanlar olabilir. Ancak unutmayın; sizin hayatınızın kararını verecek olan kişi sizsiniz. Kendinizi sevmekten, hayal kurmaktan ve kendi yolunuzu seçmekten korkmayın. Geçmişiniz geleceğinizi belirlemek zorunda değil. İnsan, kendisine inandığı anda hayatının yönünü değiştirebilir. Kendi hikâyenizin kahramanı olmaktan korkmayın.”
Miss International Queen 2026 sizin için yalnızca bir yarışma mı, yoksa hayatınızda yeni bir başlangıç mı?
Kesinlikle yeni bir başlangıç olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu yolculuk daha yarışma başlamadan bile bana çok şey öğretti.
Disiplinli olmayı, zamanımı daha iyi yönetmeyi, stresli anlarda sakin kalmayı ve kendime güvenmeyi öğrendim. Aynı zamanda farklı insanlarla iletişim kurmanın, farklı kültürleri tanımanın ve dünyaya daha geniş bir pencereden bakmanın da benim için çok değerli olacağını düşünüyorum.
Elbette bir taç kazanmak büyük bir hayal. Fakat benim için bu yolculuğun değeri yalnızca sonuçla ölçülmeyecek. Tayland’dan döndüğümde daha deneyimli, daha cesur ve kendisini daha iyi tanıyan bir Naz Duru olmak istiyorum.
Yarışmanın sonunda derece ne olursa olsun, insanların Naz Duru’yu hangi özelliğiyle hatırlamasını istersiniz?
İnsanların beni yalnızca fiziksel görünüşümle hatırlamasını istemem. “Türkiye’den gelen Naz Duru’nun bir duruşu ve enerjisi vardı” demeleri benim için çok daha anlamlı olur.
Sahnede kendimi ifade edebilmiş, bulunduğum ortamda pozitif bir iz bırakmış ve insanlarla gerçek bir bağ kurabilmiş olmak benim için büyük bir başarı.
Çünkü bazen bir insanın sizi hatırlamasını sağlayan şey kazandığınız bir derece değil, onda bıraktığınız duygudur. Ben de geride güzel bir his bırakmak istiyorum.
Bu yolculuğun sonunda kendinizde neyin değişmiş olmasını umuyorsunuz?
Kendime olan güvenimin daha da güçlenmesini istiyorum. Şu anda bile bu hazırlık sürecinde düşündüğümden daha fazlasını yapabildiğimi görüyorum.
Dünyanın farklı ülkelerinden kadınlarla aynı sahneyi paylaşmak, farklı kültürleri tanımak ve uluslararası bir organizasyonun parçası olmak bana çok şey katacak.
Belki de en önemlisi, kendi sınırlarımı yeniden tanımlamak istiyorum. “Bunu yapabilir miyim?” diye düşünmek yerine, “Bunu nasıl yapabilirim?” diye bakmayı öğrenmek istiyorum.
Sizi bu süreçte destekleyen insanlara ve Türkiye’den sizi takip edecek olan herkese ne söylemek istersiniz?
Bana ulaşan her güzel mesajın ve iyi dileğin benim için ayrı bir değeri var. Hazırlık sürecinde insan zaman zaman yorulabiliyor ve motivasyonunun düştüğü anlar olabiliyor. Böyle zamanlarda birilerinin size inandığını görmek gerçekten güç veriyor.
Beni takip eden, destekleyen, güzel dileklerini paylaşan herkese gönülden teşekkür ediyorum. Belki bazıları beni hiç tanımadan sadece bu yolculuk üzerinden destekliyor ama o desteğin bile çok kıymetli olduğunu düşünüyorum.
Tayland’da sahneye çıktığımda, Türkiye’den beni takip eden insanların olduğunu bilmek bana ayrıca güç verecek.
Son olarak, yarışmayı takip edecek okuyucularımıza ve sizi destekleyenlere vermek istediğiniz bir mesaj var mı?
Bu yolculuk benim için yalnızca bir yarışmanın ötesinde. Uzun zamandır kurduğum bir hayalin peşinden gidiyorum ve şimdi o hayalin gerçek hâle gelmesine çok az kaldı.
Tayland’a yalnızca bir derece almak için gitmiyorum. Türkiye’yi gururla temsil etmek, kendimi en iyi şekilde ifade etmek ve yıllardır verdiğim emeği sahneye taşımak için gidiyorum.
Sonucun ne olacağını bugün kimse bilmiyor. Ben de bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey var: O sahneye çıktığımda bütün kalbimle mücadele edeceğim. Korkularımdan çok inancımı, geçmişimden çok geleceğe dair umutlarımı taşıyacağım.
Ve umuyorum ki bu yolculuğun sonunda, sonuç ne olursa olsun, hep birlikte geriye dönüp baktığımızda şunu söyleyebiliriz:
“Biz buna inandık ve başardık.”
Add comment
Comments
Onur duydum ve sana en içten dileklerim ile başarılar diliyorum kız kardeşim, her şey gönlünce olsun! 👑🥰🧿🇹🇷